Bilinç Yükselmesi

Hipnoterapi ile bilinciniz yükselir…


Öncelikle bilinç yükselmesi ne anlama geliyor bunu kısaca açıklamak isterim.
Hipnotik trans halindeyken sanılanın aksine algılarınız normalden çok daha açık olur bu nedenle beynimizin öğrenme düşünme gibi fonksiyonlarını yerine getiren kısmı (Frontal Lob /Prefrontal Korteks ) algılar normalinden yüksek olduğu için genişler ve büyür bu nedenle bilinç yükselmesi yaşanır.

PEKİ BİLİNCİN YÜKSELDİKÇE NELER OLUR….?

•Bilinci Henüz Senin Kadar Yükselmemiş Olanların Konuşmaları Sana Eski Tadı Vermemeye Başlar…

•Kendin Gibi Olan İnsanları Arar Ve Onlarla Bir Şekilde Karşılaşmaya Yeni Dostluklar Oluşturmaya Başlarsın…

•Sana söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarsın…

•Korkuların ve fobilerin üstesinden gelmeye başlarsın…

•Eskiden Zoraki Yaptığın Şeyleri Artık Yapmaya Mecbur Hissetmezsin…

•Kendini Çok Daha Rahat İfâde Etmeye Başlarsın…

•İstemediğin Şeylere Rahatça “Hayır” Diyebilirsin…

•Tek Başına Kalmaktan Keyif Almaya Başlarsın…

•Hayatta Gerçekten Yaşamak İstediğin Gibi Yaşayıp Yaşamadığını Sorgulamaya Başlarsın…

•Gerçekten Ne Yapmak Sana Heyecan Veriyorsa Onun Peşine Düşersin.

•Olumsuzluklar Seni Eskisi Kadar Üzmez Olur…

•Kötü Giden Şeylere dertlenmek Yerine Çözüm Bulmaya Odaklı Olursun…

•Etrafta Sıkıntı Veren Şeyler Seni Etkilemez…

•Gelecek İçin Kaygılanmazsın…

•Başına Kötü Birşey Geldiğinde Eskiden Olduğu Kadar Üzülmezsin…

•Birisi Sana Hakaret Ettiğinde, Bağırdığında Etkilenmez Ve Aynı Şekilde Tepki Verme İhtiyacı Duymazsın…

•Birisi Seni Haksız Yere Suçladığında Kendini Savunma İhtiyacı Duymazsın.

•İltifatlar’da Seni Eskisi Gibi Etkilemez ve
Onaylanma-Takdir Edilme İhtiyacı Hissetmezsin…

•Birilerine Bir Şeyleri İspat Etme İsteğin Ve Çaban Biter…

•Seni Rahatsız Eden Zihin Konuşmaları Gitgide Azalır Ve Zor Duyulur Hale Gelir…

•Öfke Ya’da Üzüntü Gibi Duygular Ara Sıra Gelir Ama Senin Üzerindeki Etkileri Dakikalar İçinde Geçer Üzerine Yapışmaz Ve Seni Günlerce Rahatsız Edemezler…

•Diğer İnsanların Zenginliğini Kıskanmazsın…

•İnsanların Senin Hakkında Ne Düşüneceklerini Umursamazsın…

•İnsanları Kategorilere Ayırmazsın Ve Herkese Aynı Davranırsın…

•Yapılan Hataları Çok Çabuk Affedersin…

•Dışarıda Ne Olursa Olsun İçinde Sebepsiz Bir Sevinç Olur…

•Her Yerde Ve Herkesin Yanında Kendin Gibi Olursun.

•Herkesin İçinde Aynı Öz’ün Parçası Olduğunu Fark Etmeye Başlarsın…

•Dünya Bir Oyun Alanı Gibi Gelmeye Başlar.
İçinde Sürekli Hissettiğin Huzuru Kimse Bozamaz..

Öfke Kontrolü

Öfke, son derece normal ve yaşamını sürdürülmesi için gerekli bir duygudur. Kişiyi tehditlere karşı uyarır, kendisini koruması konusunda motivasyon sağlar. Ancak öfke, kontrol edilebildiği sürece sağlıklıdır ve işe yarar. Kontrol edilmediğinde kişinin kendisi ve çevresi için çok zararlı olabilir.

Seneca’nın öfke ile ilgili sözlerine kulak verelim; ‘’ Öfke tüm duyguların en korkuncu, en taşkınıdır. Tahrik düzeyi ne olursa olsun öfkeyi meşru kılmaz, hiçbir koşulda öfke haklı değildir, zaten öfkenin bir getirisi de yoktur (Fakat götürüsü çoktur). İnsan bir kez kendini öfkeye teslim edecek olsun, öfke kişiye hakim olur, davranışlarının hakimiyetini yok eder, mantığı ve sağduyuyu köreltir, bireysel ya da toplu olarak en korkun suçların işlenmesine bile neden olabilir. Öfke yerine kişi iradesini kullanmalı, mantığına güvenmeli ve dürtülerini kontrol etmelidir. Davranışlarımıza öfke değil mantığımız yön vermelidir.’’

Mantığınız sizi yönetsin öfkeniz değil!

Pek çok kişi öfkeyi içinde tutmaktansa dışarıya vurmanın daha iyi olabileceğini düşünür. Yapılan bilimsel çalışmalar, öfkeyi dışa vurmanın da bastırmanın da sağlığımız için zararlı olduğunu göstermektedir. Her iki durumda da kan adrenalin seviyemiz artar ve uzun süre yüksek kalır. Öfke kontrol bozukluğu olan kişiler kalp damar hastalıklarına 3 kat daha fazla yakalanırlar. Bastırılan öfke depresyona yol açabilir, kişiler arası ilişkileri bozabileceği gibi, zihinsel ve fiziksel problemlere de yol açabilir. Doğru ifade edilmeyen öfkenin yol açtığı fiziksel problemler arasında; baş ağrıları, mide rahatsızlıkları, cilt problemleri, sinir sistemi rahatsızlıkları, dolaşım sorunları, varolan fiziksel rahatsızlıkların kötüleşmesi sayılabilir.

Online/Yüz yüze Hipnotik Koçluk ile öfke sorununa sebep olan travmalar/olaylar/duygusal ihmaller bilinçdışı düzeyde ortaya çıkarılarak anlamlandırılır ve çözümlenir. Geçmişe ya da bireyin çocukluğuna yönelik herhangi bir olay bulunmuyorsa, öfke sorunu telkinlerle çözümlenir ve sonrasında olaylara karşı bakış açısı değiştirilerek kişiye öfke kontrolü sağlanmış olur.

Hipnoz ile Sigara Bırakma

Sigara Bağımlılığı Nasıl Oluşur?

Sigara zaman içerisinde yalnızca nikotin alınan bir ürün olmaktan çıkar; günlük hayatın birçok anıyla, duyguyla ve davranışla eşleşmeye başlayabilir.

Sabah kahvesi sigarayı çağırabilir. Yemekten sonra sigara bir tamamlanma hissine dönüşebilir. Yoğun bir işin ardından yakılan sigara “şimdi dinlenebilirim” anlamı taşıyabilir. Stresli veya öfkeli bir anda ise birkaç dakikalığına ortamdan uzaklaşmanın yolu haline gelebilir.

Bu nedenle bazı kişiler sigarayı bırakmayı gerçekten istediği halde belirli anlarda yeniden güçlü bir içme isteği yaşayabilir.

Günlük hayatta fark edilmeyen bazı bağlantılar şunlar olabilir:

  • Kahve içmenin otomatik olarak sigarayı hatırlatması
  • Yemek sonrasında sigara içmeden öğünün tamamlanmamış hissedilmesi
  • İş arasında sigaranın aslında mola verme iznine dönüşmesi
  • Stres yaşandığında birkaç dakika yalnız kalmak için sigaraya çıkılması
  • Öfke veya gerginlik sırasında sigaranın sakinleşme aracı olarak kullanılması
  • Araç kullanırken sigaranın yolculuğun bir parçası haline gelmesi
  • Telefonla konuşurken elin otomatik olarak sigaraya gitmesi
  • Can sıkıntısında sigaranın boşluğu dolduran bir uğraşa dönüşmesi
  • Arkadaş ortamında sigaranın sosyalleşmeyi kolaylaştırması
  • Yoğun bir işi bitirdikten sonra sigaranın ödül gibi kullanılması
  • Kendine ayrılan birkaç dakikalık zamanın sigarayla özdeşleşmesi
  • Zor bir konuşma veya olay sonrasında sigaranın rahatlama hissi vermesi

Bazı kişiler burada önemli bir şeyi fark eder:

Aslında ihtiyaç duyulan şey her zaman sigaranın kendisi olmayabilir.

Bazen ihtiyaç mola vermektir. Bazen rahatlamaktır. Bazen ortamdan uzaklaşmak, kendine alan açmak, bir boşluğu doldurmak veya kendini ödüllendirmektir.

Sigara yalnızca bütün bunların yıllar içerisinde öğrenilmiş aracı haline gelmiş olabilir.

Bu bağlantılar tekrarlandıkça bilinçaltında güçlü alışkanlık kalıpları oluşabilir. Kişi bilinçli olarak “Sigara içmek istemiyorum” derken, belirli bir duygu veya ortam eski davranışı otomatik olarak yeniden başlatabilir.

Hipnoz ile Sigara Nasıl Bırakılır?

Sigara çoğu zaman görünen sonuçtur. Daha kalıcı bir özgürlük için sigarayı ortaya çıkaran ve devam ettiren nedenlerin de ele alınması önemlidir.

Hipnoz, kişinin sigara isteğini ve gerginliğini yönetmesini desteklerken; sigarayla yıllar içerisinde kurulmuş bilinçaltı bağların, alışkanlık kalıplarının ve otomatik davranışların üzerinde daha yoğun çalışmaya imkân sağlayabilir.

Hipnotik çalışmalarda kişinin sigarayla kurduğu özel bağlantılar belirlenebilir. Kahve ile sigara arasındaki bağ, yemekten sonraki otomatik istek, stres anında sigaraya yönelme, sigarayı ödül olarak görme veya “sigara olmadan rahatlayamam” düşüncesi ayrı ayrı ele alınabilir.

Sigaranın bilinçaltında taşıdığı;

“Beni rahatlatıyor.”
“Stresimi azaltıyor.”
“Sigara benim molam.”
“Onsuz eksik hissederim.”
“Bir tane içsem bir şey olmaz.”

gibi anlamların yeniden yapılandırılması hedeflenir.

Böylece kişi yalnızca sigara içmemek için kendisini zorlayan bir mücadeleye girmek yerine, sigarayı gerekli hissettiren bağlardan da uzaklaşmaya başlayabilir.

Kahvenin yalnızca kahve olarak kalması, stresin sigarasız yönetilebilmesi, mola vermek için sigaraya ihtiyaç duyulmaması ve sosyal ortamda sigaranın eksikliğinin hissedilmemesi hedeflenen değişimin önemli parçalarıdır.

Hipnoz ve bilinçaltı odaklı çalışmaların temel amacı kişinin her gün sigarayla savaşması değil; sigaranın zihindeki önemini kaybetmesi, eski otomatik bağların zayıflaması ve sigarasız yaşamın giderek daha doğal hale gelmesidir.

Gerçek özgürlük de burada başlar: sigarayı istemeye devam edip kendini sürekli tutmak yerine, sigaranın hayatınızdaki eski anlamını kaybetmesi.

Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi veya psikoterapi hizmeti niteliği taşımaz ve bunların yerine geçmez. Fiziksel, psikolojik veya nörolojik rahatsızlıklarda öncelikle ilgili sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. Hipnozun tıbbi ve klinik amaçlarla uygulanması; yürürlükteki mevzuat kapsamında gerekli mesleki yetkiye ve Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip tabip, diş tabibi veya klinik psikologlarla sınırlıdır. Bu sayfadaki bilgiler reklam, yönlendirme, kesin sonuç vaadi veya taahhüt niteliği taşımaz.

Erteleme

‘Erteleme’ davranışının birçok sebebi olabilir. 
Mükemmelliyetçilik ertleme davranışının en önemli sebeplerinden biri olarak görülmektedir. Bununla birlikte motivasyon eksikliği uygun olmayan gerçekleştirilemeyecek hedefler belirlemek, belirsiz hedeflere sahip olmak, kaygı ve başarısız olma duygusuda erteleme davranışına sebep sayılabilecek etkenlerdir.

• Erteleme davranışı bir hastalık değildir. Yaşadığınız olumsuz duygular sonucunda yaptığımız bir “kaçınma davranışıdır”…

•Erteleme davranışı daha çok aile ve çevre kültürü içinde gelişen ve pekişen bir durumdur. Katı kontrolcü, mükemmelliyetçi ebeveynlerle yetişen çocuklarda görüldüğü bilinmektedir.

• Ertelemeyi alışkanlık halinde getiren bireyler hayatlarının birçok alanında birşeyleri ertleme eğilimi içinde girebilirler… Buda bireyin yaşam kalitesini önemli oranda etkiler ve hedeflerin gerçekleştirilmesi zaman içinde imkansız hale gelmeye başlar…

• Hipnoterapi ile bireyin geçmişindeki soruna sebeb olan durumlar bulunur. Bilinçaltı düzeyde sorun ele alınarak düşünce kalıpları ve davranışı yeniden değerlendirip yapılandırılarak sorun ortadan kaldırılır.

• Unutmayın; nasılki küçücük bir kıvılcam ile büyük alevler çıkabiliyorsa, küçücük bir adımla da büyük hayaller gerçekleşebilir ve hayallerinize giden yolda büyük kapılar açılabilir. Tek şart istemek !

Topluluk Önünde Konuşma Korkusu

Topluluk Önünde Konuşma; En yaygın kaygı türlerinden birisi olarak işaretlenmektedir.
Bu sorunu yaşayan bireyler topluluk önünde konuşma mecburiyeti durumunda çok fazla heyecan, korku, nabız değişiklikleri, titreme, ses değişikliği v.s. gibi engelleyici durumlarla karşılaşır. Beğenilmeme, rezil olma, yargılanma duygusu ile asla oldukları gibi davranamazlar.
Bilinçaltı düzeyde soruna sebep olan geçmişe yönelik olumsuz deneyimler tesbit edilir. Yeniden anlamlandırılıp çözüme kavuşturulur. Verilen telkinlerle olayın çözümü kalıcı hale getirilir.

Hipnoz ile Kilo Verme ve Yeme Davranışını Değiştirme

Kilo Vermek Neden Zorlaşır?

Kilo vermek çoğu zaman yalnızca ne yenildiğiyle ilgili değildir. Kişi hangi yiyeceklerin kilo aldırdığını bilir, defalarca diyete başlayabilir ve gerçekten kilo vermek isteyebilir. Buna rağmen bir süre sonra eski yeme davranışlarına yeniden dönebilir.

Çünkü yemek zaman içerisinde yalnızca açlığı gidermenin ötesinde farklı anlamlar kazanabilir.

Bazı kişiler stresli olduğunda tatlıya yönelir. Bazıları gün boyunca kendisini kontrol edip akşam eve geldiğinde yemeyi durdurmakta zorlanır. Bazıları canı sıkıldığında mutfağa gider, bazıları ise zor geçen bir günün ardından yemeği kendisine verdiği ödül haline getirir.

Fark edilmeden oluşabilen bazı davranışlar şunlardır:

  • Tok olduğu halde televizyon karşısında bir şeyler yemek
  • Gün boyunca kontrollü olup akşam saatlerinde yeme isteğinin artması
  • Stresli veya öfkeli olduğunda tatlı aramak
  • Can sıkıntısında buzdolabını açmak
  • Birkaç gün diyet yaptıktan sonra “Bir kere bozdum, artık fark etmez” diyerek devam etmek
  • Yemekten sonra mutlaka tatlı ihtiyacı hissetmek
  • Yalnız kaldığında daha fazla yemek
  • Bir işi tamamladıktan sonra kendisini yiyecekle ödüllendirmek
  • Üzgün veya moralsiz olduğunda yemekle rahatlamaya çalışmak
  • Aç olmadığı halde sürekli atıştıracak bir şey aramak
  • Gece herkes uyuduktan sonra yemek istemek
  • Kilo verdikten sonra eski düzene dönüp yeniden kilo almak

Bazen kişi burada önemli bir şeyi fark eder:

Aslında beden aç değildir; başka bir ihtiyaç yemek üzerinden karşılanmaktadır.

Duygusal Açlık ve Kontrolsüz Yeme

Duygusal açlıkta yemek; stresin azalması, boşluğun doldurulması, rahatlama, ödüllendirilme veya zor bir duygudan kısa süreliğine uzaklaşma aracı haline gelebilir.

Örneğin kişi yoğun bir günün ardından:

“Bugün bunu hak ettim.”

diye düşünebilir.

Bir tartışmadan sonra tatlıya yönelebilir. Kendini yalnız hissettiğinde yemek yiyebilir. Akşam sessizlik başladığında gün boyunca bastırdığı duygularla birlikte yeme isteği de artabilir.

Yemek bu şekilde tekrar tekrar rahatlamayla eşleştiğinde bilinçaltında güçlü bağlantılar oluşabilir.

Bazen geçmiş deneyimler ve duygusal yükler de mevcut kilonun korunmasına veya yeme davranışının devam etmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle iki kişi aynı diyeti uygulasa bile yeme davranışını sürdüren nedenler birbirinden tamamen farklı olabilir.

Kilo görünen sonuçtur. Kalıcı değişim için kiloyu oluşturan ve mevcut yeme düzenini sürdüren nedenlerin de ele alınması gerekir.

Hipnoz ile Kilo Verme ve Yeme Davranışını Düzenleme

Hipnoz, kişinin yeme isteğini daha rahat yönetmesini ve bedensel-zihinsel sakinliğini desteklerken; yeme davranışını sürdüren bilinçaltı bağların, duygusal tetikleyicilerin ve alışkanlık kalıplarının daha yoğun biçimde ele alınmasına imkân sağlayabilir.

Hipnotik çalışmalarda kişinin neden ve hangi anlarda yemek istediği üzerinde durulur.

Yemek; rahatlama, ödüllendirilme, stres boşaltma, yalnızlığı bastırma, kendine zaman ayırma, güven hissetme veya zor duygulardan uzaklaşma aracı haline gelmiş olabilir.

Bu bağlantılar kişinin yaşam öyküsüne göre ele alınarak;

“Tatlı yediğimde rahatlıyorum.”
“Akşam kendimi tutamıyorum.”
“Üzgünken yemek bana iyi geliyor.”
“Bugün çok yoruldum, bunu hak ettim.”
“Bir kere bozdum, artık devam edebilirim.”

gibi otomatik kalıpların gücünün azaltılması hedeflenir.

Yemeği rahatlama veya ödül olarak gerekli hale getiren bilinçaltı kodlamalar değiştikçe kişinin aynı duyguyu yaşadığında otomatik olarak yiyeceğe yönelme ihtiyacı da azalabilir.

Amaç sürekli iradeyle savaşmak değil; açlık ile duygusal ihtiyacı daha kolay ayırabilmek, doyduğunda durabilmek, yemeği hayatın merkezinden çıkarmak ve daha doğal bir yeme düzeni geliştirebilmektir.

Kilo bir sonuçsa, kalıcı değişim de yalnızca tartıdaki rakama değil o sonucu oluşturan nedenlerin değişmesine dayanır. Hipnoz ve bilinçaltı odaklı çalışmalar, uygun beslenme ve sağlık planıyla birlikte bu değişim sürecini destekleyebilir.

Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi veya psikoterapi hizmeti niteliği taşımaz ve bunların yerine geçmez. Fiziksel, psikolojik veya nörolojik rahatsızlıklarda öncelikle ilgili sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. Hipnozun tıbbi ve klinik amaçlarla uygulanması; yürürlükteki mevzuat kapsamında gerekli mesleki yetkiye ve Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip tabip, diş tabibi veya klinik psikologlarla sınırlıdır. Bu sayfadaki bilgiler reklam, yönlendirme, kesin sonuç vaadi veya taahhüt niteliği taşımaz.