Hipnoz ile Kilo Verme ve Yeme Davranışını Değiştirme
Kilo Vermek Neden Zorlaşır?
Kilo vermek çoğu zaman yalnızca ne yenildiğiyle ilgili değildir. Kişi hangi yiyeceklerin kilo aldırdığını bilir, defalarca diyete başlayabilir ve gerçekten kilo vermek isteyebilir. Buna rağmen bir süre sonra eski yeme davranışlarına yeniden dönebilir.
Çünkü yemek zaman içerisinde yalnızca açlığı gidermenin ötesinde farklı anlamlar kazanabilir.
Bazı kişiler stresli olduğunda tatlıya yönelir. Bazıları gün boyunca kendisini kontrol edip akşam eve geldiğinde yemeyi durdurmakta zorlanır. Bazıları canı sıkıldığında mutfağa gider, bazıları ise zor geçen bir günün ardından yemeği kendisine verdiği ödül haline getirir.
Fark edilmeden oluşabilen bazı davranışlar şunlardır:
- Tok olduğu halde televizyon karşısında bir şeyler yemek
- Gün boyunca kontrollü olup akşam saatlerinde yeme isteğinin artması
- Stresli veya öfkeli olduğunda tatlı aramak
- Can sıkıntısında buzdolabını açmak
- Birkaç gün diyet yaptıktan sonra “Bir kere bozdum, artık fark etmez” diyerek devam etmek
- Yemekten sonra mutlaka tatlı ihtiyacı hissetmek
- Yalnız kaldığında daha fazla yemek
- Bir işi tamamladıktan sonra kendisini yiyecekle ödüllendirmek
- Üzgün veya moralsiz olduğunda yemekle rahatlamaya çalışmak
- Aç olmadığı halde sürekli atıştıracak bir şey aramak
- Gece herkes uyuduktan sonra yemek istemek
- Kilo verdikten sonra eski düzene dönüp yeniden kilo almak
Bazen kişi burada önemli bir şeyi fark eder:
Aslında beden aç değildir; başka bir ihtiyaç yemek üzerinden karşılanmaktadır.
Duygusal Açlık ve Kontrolsüz Yeme
Duygusal açlıkta yemek; stresin azalması, boşluğun doldurulması, rahatlama, ödüllendirilme veya zor bir duygudan kısa süreliğine uzaklaşma aracı haline gelebilir.
Örneğin kişi yoğun bir günün ardından:
“Bugün bunu hak ettim.”
diye düşünebilir.
Bir tartışmadan sonra tatlıya yönelebilir. Kendini yalnız hissettiğinde yemek yiyebilir. Akşam sessizlik başladığında gün boyunca bastırdığı duygularla birlikte yeme isteği de artabilir.
Yemek bu şekilde tekrar tekrar rahatlamayla eşleştiğinde bilinçaltında güçlü bağlantılar oluşabilir.
Bazen geçmiş deneyimler ve duygusal yükler de mevcut kilonun korunmasına veya yeme davranışının devam etmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle iki kişi aynı diyeti uygulasa bile yeme davranışını sürdüren nedenler birbirinden tamamen farklı olabilir.
Kilo görünen sonuçtur. Kalıcı değişim için kiloyu oluşturan ve mevcut yeme düzenini sürdüren nedenlerin de ele alınması gerekir.
Hipnoz ile Kilo Verme ve Yeme Davranışını Düzenleme
Hipnoz, kişinin yeme isteğini daha rahat yönetmesini ve bedensel-zihinsel sakinliğini desteklerken; yeme davranışını sürdüren bilinçaltı bağların, duygusal tetikleyicilerin ve alışkanlık kalıplarının daha yoğun biçimde ele alınmasına imkân sağlayabilir.
Hipnotik çalışmalarda kişinin neden ve hangi anlarda yemek istediği üzerinde durulur.
Yemek; rahatlama, ödüllendirilme, stres boşaltma, yalnızlığı bastırma, kendine zaman ayırma, güven hissetme veya zor duygulardan uzaklaşma aracı haline gelmiş olabilir.
Bu bağlantılar kişinin yaşam öyküsüne göre ele alınarak;
“Tatlı yediğimde rahatlıyorum.”
“Akşam kendimi tutamıyorum.”
“Üzgünken yemek bana iyi geliyor.”
“Bugün çok yoruldum, bunu hak ettim.”
“Bir kere bozdum, artık devam edebilirim.”
gibi otomatik kalıpların gücünün azaltılması hedeflenir.
Yemeği rahatlama veya ödül olarak gerekli hale getiren bilinçaltı kodlamalar değiştikçe kişinin aynı duyguyu yaşadığında otomatik olarak yiyeceğe yönelme ihtiyacı da azalabilir.
Amaç sürekli iradeyle savaşmak değil; açlık ile duygusal ihtiyacı daha kolay ayırabilmek, doyduğunda durabilmek, yemeği hayatın merkezinden çıkarmak ve daha doğal bir yeme düzeni geliştirebilmektir.
Kilo bir sonuçsa, kalıcı değişim de yalnızca tartıdaki rakama değil o sonucu oluşturan nedenlerin değişmesine dayanır. Hipnoz ve bilinçaltı odaklı çalışmalar, uygun beslenme ve sağlık planıyla birlikte bu değişim sürecini destekleyebilir.
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi veya psikoterapi hizmeti niteliği taşımaz ve bunların yerine geçmez. Fiziksel, psikolojik veya nörolojik rahatsızlıklarda öncelikle ilgili sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. Hipnozun tıbbi ve klinik amaçlarla uygulanması; yürürlükteki mevzuat kapsamında gerekli mesleki yetkiye ve Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip tabip, diş tabibi veya klinik psikologlarla sınırlıdır. Bu sayfadaki bilgiler reklam, yönlendirme, kesin sonuç vaadi veya taahhüt niteliği taşımaz.




Leave a Reply
Want to join the discussion?Feel free to contribute!