Takıntılar nedeniyle kaygılanan bir erkek; kapı kilidini tekrar kontrol etme, ocak düğmelerini inceleme ve el yıkama sahneleri.

Hipnoz ve OKB (Takıntı Hastalığı)

Takıntılar nedeniyle kaygılanan bir erkek; kapı kilidini tekrar kontrol etme, ocak düğmelerini inceleme ve el yıkama sahneleri.

Takıntılar Nasıl Yaşanır?

Takıntılar, kişinin istemediği halde zihnine tekrar tekrar gelen düşünceler, şüpheler, görüntüler veya dürtüler şeklinde yaşanabilir. Kişi çoğu zaman düşüncenin mantıksız veya abartılı olduğunu bilir; buna rağmen zihnindeki “Ya gerçekten olduysa?”, “Ya bir şeyi gözden kaçırdıysam?” hissini susturmakta zorlanabilir.

Günlük hayatta şu davranışlar görülebilir:

  • Kapıyı kilitledikten sonra tekrar tekrar kontrol etmek
  • Ocağın, ütünün veya elektriğin kapalı olduğundan emin olamamak
  • Evden çıktıktan sonra geri dönüp yeniden kontrol etmek
  • Ellerini veya bazı eşyaları tekrar tekrar yıkamak
  • Bir yere dokunduktan sonra mikrop veya hastalık bulaştığını düşünmek
  • Bir işi belirli sayıda yapmadan rahatlayamamak
  • Yazdığı mesajı defalarca okuyup hata aramak
  • Bir konuşmayı sonradan tekrar tekrar analiz etmek
  • “Acaba yanlış bir şey mi yaptım?” diye sürekli geçmişi kontrol etmek
  • Yakınlarından tekrar tekrar güvence istemek
  • Bir düşünceyi zihninden uzaklaştırmaya çalıştıkça daha fazla düşünmek
  • İstenmeyen cinsel, dini, saldırgan veya korkutucu düşünceler geldiğinde “Ben gerçekten böyle biri miyim?” diye korkmak
  • Sevdiği birine zarar verme düşüncesinin aklına gelmesinden bile yoğun suçluluk hissetmek

Bazı kişilerde görünür bir davranış olmayabilir. Dışarıdan tamamen sakin görünürken kişi kendi zihninin içerisinde aynı olayı yüzlerce kez kontrol ediyor, geçmiş konuşmaları inceliyor veya bir düşüncenin doğru olup olmadığını çözmeye çalışıyor olabilir.

Bir süre sonra kişi düşünceden çok emin olamama hissiyle mücadele etmeye başlayabilir.

Kontrol etmek veya belirli bir davranışı tekrarlamak kısa süreli bir rahatlama sağladığında zihin bunu öğrenebilir:

Şüphe → kaygı → kontrol → kısa süreli rahatlama.

Bu döngü tekrarlandıkça takıntı ve kontrol davranışı daha güçlü hale gelebilir.

Hipnoz ile Takıntılar Nasıl Ele Alınır?

Hipnoz, kişinin zihinsel ve bedensel kaygısının azalmasını desteklerken; takıntıyı besleyen emin olma ihtiyacı, kontrol etme dürtüsü, hata yapma korkusu ve düşüncelere yüklenen aşırı anlamlar üzerinde daha yoğun çalışmaya imkân sağlayabilir.

Hipnotik çalışmalarda kişinin takıntısını başlatan gerçek tetikleyiciler belirlenir. Kapıyı kilitlemek, kirli olduğunu düşündüğü bir şeye dokunmak, istemediği bir düşüncenin zihnine gelmesi veya geçmişte yaptığı bir şeyi hatırlaması gibi durumlarda devreye giren otomatik alarm tepkisi ele alınabilir.

Özellikle;

“Kontrol etmezsem kötü bir şey olacak.”
“Yüzde yüz emin olmam gerekiyor.”
“Bu düşünce aklıma geldiyse bir anlamı olmalı.”
“Ya kontrolümü kaybedersem?”

gibi takıntı döngüsünü güçlendiren otomatik kalıpların etkisinin azalması hedeflenir.

Hipnoz ve bilinçaltı odaklı çalışmalarla düşüncenin kendisinden çok, o düşünceye verilen korku ve kontrol tepkisinin değişmesi üzerinde durulur. Böylece kişinin her şüphede yeniden kontrol etme, güvence isteme veya zihninde aynı konuyu tekrar tekrar çözmeye çalışma ihtiyacı zamanla azalabilir.

Amaç zihne hiçbir düşüncenin gelmemesi değildir. Düşünce geldiğinde onun peşinden sürüklenmeden, kontrol davranışına ihtiyaç duymadan ve hayatı sürekli şüphe etrafında şekillendirmeden devam edebilmek hedeflenir.

Takıntıların uzun süredir devam ediyor olması değişimin mümkün olmadığı anlamına gelmez. Uygun psikolojik/psikiyatrik değerlendirme ve kanıta dayalı tedavi planı içinde hipnoz ve bilinçaltı odaklı teknikler, kaygı ve otomatik tepki kalıplarının ele alınmasında destekleyici olarak kullanılabilir.

Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi tanı, tedavi veya psikoterapi hizmeti niteliği taşımaz ve bunların yerine geçmez. Fiziksel, psikolojik veya nörolojik rahatsızlıklarda öncelikle ilgili sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. Hipnozun tıbbi ve klinik amaçlarla uygulanması; yürürlükteki mevzuat kapsamında gerekli mesleki yetkiye ve Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip tabip, diş tabibi veya klinik psikologlarla sınırlıdır. Bu sayfadaki bilgiler reklam, yönlendirme, kesin sonuç vaadi veya taahhüt niteliği taşımaz.